Ana Sayfa  •  Forum  •  Arama  •  Seçenekler  •  Gruplar  •  Hesap Aç  •  Hesabınız  •  Kişisel Mesajlar  •  Yeni Konular  •  İletişim  •  Rock Toplist

 •  Radyo  •  Oyunlar  •  Üye Blog  •  Makaleler  •  Şarkı Sözü  •  İndir  •  Linkler  •  Seviye  •  Etkinlikler  •  Yönetim  •  Arşiv  •  Oturum Aç
Sonraki başlık »
« Önceki başlık

Yeni Başlık GönderCevap Gönder « Önceki başlıkArkadaşına Haber VerBu konuya bakan kullanıcıları listeleDosya olarak kaydetPrintable versionKişisel MesajlarSonraki başlık »
Yazar Mesaj
Anaal Nathrakh
Lasombra
Lasombra


Yaş: 18
Kayıt: 26.05.2008
Mesajlar: 833
Şehir: darkLand
blank.gif
MesajTarih: 11th Haziran 2008, 18:59  Mesaj konusu:  Bob Dylan
Tek Mesaj
Alıntıyla Cevap GönderSayfa SonuBaşa dön

1941 Minnesota doğumlu. Bay Abraham ile Bayan Beattie’nin oğlu. İlk ismiyle, Robert Allen Zimmerman. Rusya’dan göç eden Yahudi atalarının niçin bir Alman soyismi taşıdıkları hakkında bir fikri yok. Söylediğine göre, kendisine seçtiği yeni soyisminin, Galli şair Dylan Thomas ile bir ilgisi de…
Sonradan “Huzurevine oranla daha fazla kişinin öldüğü yer” olarak tanımlayacağı üniversiteden atıldığında, henüz onsekiz yaşında genç bir adam. Yirmisinde ise dağınık ve kirli saçları, eski püskü giysileri, omzunda gitarı ile New York’ta, “Beatnic”lerin arasında. Ona göre New York “Henüz çok fazla insanın gitmediği, gidenin de geri dönmediği” bir yer ve oraya gitmek, “Aya gitmek gibi bir şey”…
“The Freewheelin’ Bob Dylan” 1963’te piyasaya çıktığında, o artık bir ilah olma yolunda. Albümün kapağında New York sokaklarında sevgilisi Suze Rotolo ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafı var. “Blowin’ In The Wind”, herkesin dilinde.
Her seferinde farklı bir şeylerden bahsetti o. Savaşların anlamsızlığından, Tanrı’dan, adaletsizlikten, seksten, aşktan, sevgiden… Ve her seferinde değişik kesimlerin tepkisini çekti. Bu onun kabahati değildi aslında. Bir şeyler söylüyordu; ama bir başka sefer aynı şeyleri tekrarlamıyordu. Sadece içinden geleni yapıyordu. Belki de, kitleler onu görmek istedikleri gibi görüyordu. Folk müziği seçmesinin nedeni de zaten, gitarı ve armonikasından başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayacak olmasıydı. Evet, bir bencildi o…
Joan Baez’in söylediğine göre, “gördükleri sadece kendisi için bir şey ifade ediyordu”. “Başkalarının ihtiyaçları için kafa yoran biri değildi.” Yine de Baez ona aşık oluyordu. Geceliği oniki dolarlık izbe bir otel odasında gazetecilere üstünde kocaman siyah ceketi, beyaz gömleği ve mor kol düğmeleri ile röportaj verirken, Baez’in gözünde “Gözleri Tanrı’nınki kadar yaşlı ve kendisi bir kış yaprağı kadar naif”ti. Aşk, demek ki böyle bir şeydi.
Kadınlarından en çok hangisini sevdi acaba? Kendisine Fransız şairlerini tanıtan Suze Rotolo’yu mu, onu anne şekfatiyle kucaklayan Joan Baez’i mi, yoksa Joan Baez’in Woodstock’taki evden almasına izin verdiği mavi geceliğin sahibi olan karısı Sara Lowndes’i mi?
Bu sorunun cevabını bilmiyoruz ama onu belki de en çok öfkelendiren kadın Marianne Faithfull.
1965’te İngiltere turnesi sırasında yanındaki “elit bohemlerle” birlikte Savoy Otel’dedir Bob Dylan. Ve Marianne Faithfull ona yakın olabilmek için otele gider, odada bir köşeye çekilir. Dylan’ın daktilosuna, “eninin ideal mısra ölçüsü olduğunu söylediği” kalın bir tuvalet kağıdı takılıdır. Faithfull onun dikkatini çekmediğini düşünürken, o, sürekli bir şeyler yazmaktadır. Ne yazdığını sorduğunda, aldığı cevaba şaşıracaktır Faithfull. Dylan, onun hakkında bir şiir yazmaktadır.
Dylan’ın teklifi üzerine, yeni albümünü dinlerler bir gece otel odasında. “Onun özel dinleyicisi olmanın” bir bedeli vardır elbette. O gece “Tanrılardan biri Olimpos’tan inmiş, ona kur yapmaktadır”.
Ama Faithfull, bir Tanrı’yla yatmaktan korkar. Üstelik hamiledir ve bir hafta sonra evlenecektir. Faithfull’un o gece gerçeği söylediği için pişmanlık duymasının nedeni, onunla yatamamış olması değil, o tuvalet kağıtlarına kendisi için yazılanları hiçbir zaman öğrenemeyecek olmasıdır.
İngiltere turnesi Joan Baez’le ilşkilerinin de sonu olur. Forest Hill Konseri’ne kendisini davet ederek New York’tan Amerika’ya açılmasına yardımcı olan Joan Baez’i, İngiltere turnesinde sahneye davet etmemiştir.
1973’teki “Pat Garrett and Billy The Kid” albümüne kadar bir süre sessiz kalır. Bu yıl, “Knockin’ on Heaven’s Door” ile Bob Dylan olduğunu bir kez daha hatırlattığı yıldır. Üç yıl sonra gelen Desire albümündeki “One More Cup Of Coffee” ise bir başka klasik olacaktır.
Turnelerle, konser albümleriyle, filmlerle, toplama albümlerle bugüne gelinir.
İnişli çıkışlı hayatını yazıyor şimdi. Yüzyılın büyük şairleri arasında ismi geçiyor.
“Nashville Skyline”’ın kapağındaki o hırpalanmamış çocuk gülümseyişinden ne kadar uzak. Bob Dylan’ın zaman yerleşmiş tenine, bakışlarına. Şimdi bir koca adam.
Victoria’s Secret’in reklamında, gözucuyla sutyenli bir kadına baktı. Kıyamet koptu. Aklından neler geçtiğini hiç bilemeyeceğiz. Muhtemelen gördüğü yine “sadece kendisi için bir şey ifade ediyor”.
O, daktilosuna taktığı tuvalet kağıtlarına şiirler yazan adam. Bir modern zaman filozofu. Klişe bir tanım belki ama, -evet bu doğru- rock’ın yaşayan efsanelerinden.
O, Bob Dylan. Sokaktan gelen adam.
Bütün kadınların seveceği erkeklerden.
Jon Bon Jovi bir mülakatında: " Bence o bir tanri. O, Costello (Elvis) ve Waits (Tom) yaşayan en büyük üç besteci ve şarki sözü yazari. Ve en verimli , doğurgan olani da Dylan." derken ona karşı beslediği büyük hayranlik yüzünden okunmaktaydı.

Bob Dylan gerçek bi efsaneydi...

alıntı

_________________
Image

Başak Cinsiyet:Bayan At GizliAnaal Nathrakh kişisel galerisiKullanıcı bilgilerini gösterKişisel mesaj gönderMSNM
Mesajları göster:      

Yeni Başlık GönderCevap Gönder « Önceki başlıkArkadaşına Haber VerBu konuya bakan kullanıcıları listeleDosya olarak kaydetPrintable versionKişisel MesajlarSonraki başlık »
 Rastgele Konular   Cevaplar   Yazar   Gösterim   Son Mesaj 
Yeni mesaj yok Yaşamak evet tanıdım seni!... 15 LYCAN 1303 18th Eylül 2008, 11:51
Lacuna Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Rock 'turaN' 7 Rock 1460 22nd Mart 2007, 15:31
kurşunasker_35 Son gönderilen mesajlar

Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Reklam Alanı
Türkçeyi Koru ! -

Karanlık, bir ışıkla dehşet verir aslında çünkü yalnız kalamazsın gölgen vardır yanında..

Google RSS    Yahoo RSS    Favorileye Ekle   Bloglines RSS    MSN RSS   

Metal | Sözlük | English | Blog | Dizin | Toplist | Msn Nickleri | Biyografiler | Diskografiler | Haberler | Videolar | Türler | Etiketler | Gothic | Duman6 | Resim | Rock
Rock Arsiv - Sitemap - Sitemap2 - Sitemap3 - Sitemap4 - Sitemap5 - Sitemap6 - Rock Arsiv2

rock, metal, punk, gothic, müzik, lyrics, şarkı sözleri, diskografi, biyografi, gruplar, video, haber, resim, akor, kültür, sanat, sohbet, multimedia, felsefe, eğlence, müzik enstrumanları ve aletleri

Rock Resimleri Metal Resimleri Gitar Resimleri Rock Avatarları Gothic Resimleri Rock Nedir? Yabancı Rock Türk Rock Yabancı Rock Grupları Türk Rock Grupları Metal Müzik Grupları Türk Metal Grupları Rock Müzik Tarihi Rock Müzik indir Metal Müzik Türleri Rock Müzik Türleri Emo Emo Rock Emo Nedir? Türk - Yabancı Rock Biyografiler Punk - Ska Biyografiler Heavy - Power - Thrash Biyografiler Gothic - Doom Biyografiler Black - Death Biyografiler Amatör Grup Biyografiler Diğer Biyografiler



Forum Anasayfa
Cookileri Sil
Powered by phpBB © 2001/8 phpBB Group :: Matrock Tema :: turan tuna

[ Zaman: 0.4001s ][ Sorgular: 34 (0.1099s) ][ GZIP açık - Debug açık ]